Sosyal Medya Yalnızlaştırıyor

Sosyal Medya Yalnızlaştırıyor

04.11.2019

Öncelikle bir insanın sosyal medya kullanımı bir sorun değildir. Çünkü sosyal olma ihtiyacı çok önemli duygusal bir ihtiyaçtır.
Ancak sosyal medya kullanımı gerçek hayattan koparmaya başlıyorsa o zaman bir sorun vardır ve kişi sorunlarının çözümü için sosyal medyaya yöneliyor demektir. 
 
insanın sosyal olma ihtiyacını, tatmin olamamış duygularını, ihtiyaçlarını ve çok daha fazlasını sağlayan bir sanal yaşam alanı açıyor burada. 
 
Neden gerçeği varken sanal olanı daha fazla tercih etmeye başladık?
 
Öncelikle 21. yüzyıl insanları çok yalnız ve gittikçe de bu yalnızlık artıyor. Özellikle şehirlerde yaşayan insanların yoğun çalışma saatleri ve şehir hayatının zorlukları nedeniyle neredeyse hiçbir şeye vakit bulamaz oldular. İşte bu yüzden sunulan bu mecrayı sosyal olabilme, sesini duyurabilme, kendini ifade edebilme ve duygusal tatmin eksiklerini tamamlama alanı olarak görmek gerekir. 
 
Bununla birlikte talep ne olursa olsun, tercih edilmeyi sağlayan güçlü faktörlere ihtiyaç vardır. Bu yüzden sosyal medyayı genel manasıyla iyi analiz etmek gerekiyor.
 
Sosyal medyada bir tür kişiselleştirilmiş şehir meydanında gibisiniz. Taksim Meydanının size özel dizayn edilmiş hali gibi de diyebilirsiniz. Her kültürden insan var burada. Kaynağı veya doğruluğu belli olmayan yoğun bir bilgi kirliliği içinde insanlar birbirleriyle etkileşimdeler.
Karşınızdaki insanların aklından geçenleri görüyor ve onların geçmişlerine göz atabiliyorsunuz. Buradaki insanlar, normal hayattakinden farklı olarak size ve başka insanlara bir vitrinde hayatlarından kesitler sunuyor. Normalde sokakta önünüzden geçen insanlar hakkında hem bu kadar detay bilgiye ulaşmanız mümkün olmaz hemde o kişiyle hızlı bir etkileşime geçemezsiniz. 
 
Sosyal medyanın sosyal hayattan daha fazla tercih edilmesinin ilk 5 nedenini ortaya koyacak olursak;
 
1- Daha Ekonomik
2- Daha hızlı ve zahmetsiz
3- Daha fazla beğenilme imkanı
4- Daha cüretkar ve cesur 
5- Daha fazla seçenek
 
Yani hedeflediğiniz sosyal popülasyona neredeyse hiç para harcamadan, yorulmadan, son derece yüksek medeni cesaretle girip aynı anda istediğiniz kadar kişiyle sosyal etkileşimde bulunabiliyorsunuz. Bunu gerçek sosyal hayatta böylesi kolaylıkla yapabilmek mümkün değil. İnsan doğası gereği pratiklik ve kolaylığı tercih ediyor. Bu yüzden sosyal medyayı insandan, insanı da sosyal medyadan koparmak pek mümkün görünmüyor.
 
Çünkü sosyal medya bilinçaltında bir tür duygusal beslenme sahası olarak konumlandırılıyor.  Bu yüzden sosyal medya kullanıcısı hangi duygusunu beslemek istiyorsa o tür içeriklerin olduğunu alanlara yöneliyor.
 
En çok tercih edilen içerikler;
Kişisel yayın,
Cinsellik,
Arkadaş bulma,
Eğlence,
Haber ve kişisel gelişim üzerinde yoğunlaşıyor.
 
Neden Sosyal Medya’da duygu tatmini yaşamak isteriz?
 
İnsanın doğası gereği duygusal olarak edilgendir. Yani duyguyu doyurma işini çoğunlukla sosyal çevreden sağlar ve bu alanda dışarıya bağımlıdır.
 
Normal bir benliğe sahip insan genellikle beğenilen, sevilen, takdir edilen, hayran kalınan, aşık olunan, ilgi duyulan olmayı ister. 
 
Gerçek hayatın içinde bu duygular tatmin edilemiyorsa, bir süre sonra kişi bu duyguların açlığını gidermek için yeni insanlar, topluluklar veya mecralar aramak zorunda kalacaktır. 
 
Bu mecraların en kolay erişileni sosyal medya yazılımlarıdır. 
 
Bu mecraya girdikten sonra duygusal açlık ne kadar fazlaysa kullanım ve bağımlılık o oranda olacaktır.
 
Peki sosyal medyada gördüklerimizi nasıl yorumlamalıyız?
 
Kullanıcılar hangi duyguya açsa o duyguyu doyurmaya yönelmektedir. Birkaç yaygın davranış modeline bakacak olursak;
 
Mesela ailesini, statüsünü ve sosyal ortamını beğenmeyen bir kadını elinde markalı poşetlerle alışveriş yaparken görürsünüz. Böylece kendi statüsünü ilan ederek sosyal çevresine ve kendisine aslında sosyal olarak daha yukarı bir tabakada olduğu mesajını vermektedir. Halbuki alışveriş bir ekonomi göstergesidir sosyal statü sadece ekonomik göstergeyle ifade edilemez. Aynı duygu bir erkek kullanıcıda lüks arabalarda veya restaurantlarda çekilmiş fotoğrafların paylaşımı şeklinde kendisini göstermektedir.
 
Veya sevgilisi tarafından başka biri için terk edilmiş bir kız, güzelliğini ön plana çıkararak beğenilmeyi istemektedir. Bir süre sonra bu yeterli olmayacak daha fazla beğenilmek için çıplaklık içerikli fotoğraflarını videoları takipçilerine sunacaktır. Veya aynı sorun erkekte olduğunda, kızlarla clublarda yaşanan eğlenceleri sunarak, kendisinin kadınlar tarafından çok istenen ve beğenilen olduğunu servis edecektir. Böyle yapınca da beklentisi, kadınlar tarafından beğenilme ve tercih edilme şeklindedir.
 
İşin en acı tarafıda bu paylaşımların etkisi kısa süreli olmaktadır. Yani Sosyal Medya bir tür duygusal uyuşturucudur. Gerçekliği değiştirmez ama geçici rahatlama sağlar.
 
Bu etki geçtikten sonra duygusal açlık devam ettiği için daha fazlasını yapma ve daha fazla beğenilme ihtiyacı duyulmaktadır. 
 
Bu durum sosyal medya bağımlılığını doğurur ancak bu duygusal açlıklar gerçek tatmini sadece gerçek hayatta bulabilecektir. 
 
Ancak sosyal medya bağımlıları sanal dünyalarında buldukları ilgiyi gerçek hayatta bulamadıklarında bu da ayrı bir ruhsal çöküntüye neden olmaktadır. Bu da onları tekrar yegane mutlu oldukları yere sosyal medyanın kucağına itmektedir. Artık onlar, gerçek yaşamda anı yaşamak yerine sosyal medyalarına anı oluşturmaya çalışan beğeni köleleridir.
 
Bu beğeni köleliği yüzünden takipçi kitlelerini elinde tutabilmek için kitlesinin taleplerini karşılamak zorunda kalacaklardır.
 
Bu yüzdendir ki, sosyal medya canlıları diyebileceğimiz bu kitle, yüksek stres, sabırsızlık ve sinirlilik halleriyle dışarıdan rahatça gözlemlenebilir. En ileri safhalarda internetsiz kalmak veya sosyal medyaya ulaşamama durumlarında sudan çıkmış balık gibi nefessiz kalma hissi uyandıracak seviyelere kadar ilerleyebilmektedir. 
 
 
Önümüzdeki Dönemde Karşılaşılacak Sosyal Medya Problemleri
 
Bir zamanlar TV’lerde yayınlanan Televolelerin insanları lüks hayata özendirdiği ve bunalıma sürüklediği konusunda toplumda yoğun eleştiriler vardı. Ancak şimdi bunun çok daha ciddi haliyle karşı karşıyayız. Çünkü eskiden TV’lerde lüks içinde görülenler ünlülerdi ama artık sıradan insanlar birbirlerine lüks hayatlarını servis etmeye başladı. Bu yüzden sosyal medya kullanıcıları kendileriyle eşdeğer seviyede gördükleri insanların yaşamlarına özenmeye başlayacak ve bu da onlarda baskı hissi uyandıracaktır.
 
Ekonomik kökenli suça yatkınlık artacaktır
 
Sosyal medyada genel olarak güçlü, zengin erkek profilleri ve çekici, alışveriş ve eğlence düşkünü bayan profilleri yer almaktadır ve bunlar ilgi görmektedir. Bu durumda takipçiler aynı yaşam tarzını yakalamak için ve kendi takipçilerine bunu sunmak için daha fazla ve kolay para kazanma arayışlarına gireceklerdir.
 
Sosyal medyanın en çok gençler arasında tercih edildiği düşünüldüğünde, ciddi bir sosyal tehlikeyle karşı karşıya olduğumuz açıkça görülmektedir.  Özellikle hırsızlık, dolandırıcılık, gasp, şantaj ve fuhuş gibi alanlarda artış olması kuvvetle muhtemeldir.
 
Sosyal Medya Evliliği Bitirir mi? 
 
Sosyal medya kullanımının evlilik üzerindeki etkisi, eşlerin sosyal medyaya ayırdıkları zaman, bu alandaki davranış şekilleri ve sundukları içeriklere göre değişkenlik göstermekte.
 
Sosyal medya kullanımı toplumda yavaş yavaş bir teamül haline gelmeye başlayan bu alanda olma mecburiyetinden kaynaklanmaktadır. İşe alımlarda dahi kişisel veya profesyonel ağlardaki bireyin sosyal medyası incelenmektedir. 
 
Bu yüzden öyle yada böyle sosyal medyada yoksan yaşamıyorsun imajı toplum bilincine yerleşmektedir. Hatta bazı ülkeler Vize talep edenler hakkında sosyal medya analiz raporu dahi almaktadırlar. Sosyal medyası olmayan bir kişi şüpheli kişi kategorisinde değerlendirilmektedir.
 
Evli bir erkeğin veya kadının sosyal medya kullanımının, olağanın üzerine çıkması, evliliğinde veya yaşamındaki eksikliğin sinyalini vermektedir.
Paylaştığı içerikler yakalamak istediği duyguyu göstermektedir.
 
Takip ettiği içeriklerde ilaç veya çözüm olarak seçimlerini işaret etmektedir.
 
Kısacası sosyal medya kullanımı bir sonuçtur. 
 
Ancak kullanımın ihtiyaç reçetesi diğer eş tarafından iyi algılanamazsa ve önlem alınmazsa evliliğin çöküşü çok hızlanabilecektir.
 
Bununla birlikte diğer açıdan bakacak olursak sosyal medya eksikliğin tespitinde eşlere en güzel tüyoları veren güzel bir mecradır. 
 
Yaşam Koçu Sevil Tunç