Bilinç Altı Oluşumu

Bilinç Altı Oluşumu

26.08.2019

Bilinç Nasıl bir Sistemdir?
 
Basit ve anlaşılabilir bir tanımlamayla, bilinç sistemi elektriksel aktiviteler ve buna bağlı hücreler üzerinde oluşan bir kayıt organizasyonudur. Burada ana dağıtım şebekesini de sinir sistemi olarak konumlandırabiliriz. İnsan vücudunun yüzde altmışından fazlasının sudan oluşması da bu elektriksel aktivitelerin tüm vücutta bütünlük halinde faal olması için uygun ortamı sağlamaktadır. Bu sayede bilgiler elektriksel akışlarla tıpkı bir bilgisayar diskinde olduğu gibi kaydolmaktadır. Bunun yanında bilgiler, standart bir elektrik ritmiyle kaydolurken duygular bu ritmi değiştirir. Yaşanan duygunun gücü, vücudun elektrik akışını değiştirir. Hatta bu değişimler öyle seviyelere çıkar ki vücudun kimyasal dengesini değiştirebilir.  Bu olaya en popüler örnek, yüksek stres sebebiyle kanın PH değerinin bazik seviyeden asidik seviyeye dönüşmesidir.  Veya âşık olduğunuzda ya da korktuğunuzda vücudun kimyasal düzeninde dönemsel değişiklikler olmaktadır ve bu değişiklikler bazen kalıcı hasarlar da verebilmektedir. Bu yüzdendir ki duygular, sistemsel tetikleyicidir ve bu tetiklenmeden tüm vücut etkilenmektedir. 
 
Duyguların yönetimi bilinç ve buna bağlı olarak algılamayla gerçekleşir. Ancak bilincimizdeki yatkınlıkları ve eğilimleri biz fark etmeden bilinçaltımız yönlendirmektedir. Çünkü bilinç tasnif edilmiş bilgilerin işletimi ve yönetimini yaparken bilinçaltı, duyguyla kaydedilmiş bilgileri işletir ve yönetir. Bu sayede tercihlerimizi yöneten eğilimlerimiz ortaya çıkmaktadır.
 
Hamilelik dönemi de güçlü duyguların ve yoğun elektrik faaliyetlerinin yaşandığı bir dönemdir. Anne ve çocuk aynı vücutta olmalarına rağmen farklı ortamlarda, birbirinden farklı olaylar yaşamakta ve bu yaşananların etkisiyle birbirlerini etkilemektedirler. Hamilelik tek bir vücutta bir canlı oluşumu gibi algılansa da aslında bu dönem iki farklı yaşamsal ortamdan oluşmaktadır. Anne dış dünyada yaşarken bebeğin yaşam alanı, içi özel sıvıyla dolu bir keseciktir.
 
Bir bebeğin bilinç sistemi, merkezi sinir sistemi ve beyin oluşumuyla başlar diyebiliriz. Bu süreç, hamileliğin dördüncü haftasından başlayarak doğuma kadar olan anne karnında gelişim sürecidir. Bu gelişim sürecinde anne ile bebek, bebek ile anne ve bebek ile dış dünya arasında, zihinsel ve duygusal etkileşimler meydana gelmektedir. Bu etkileşimlerde anne bedeninde çeşitli kimyasal etkiler de oluşmaktadır.
 
Bebeğin bulunduğu içi sıvı dolu kese bu etkileşimlerde çok stratejik bir pozisyon oluşturmaktadır. İçi sıvı dolu bu keseciğin bir mercek olduğunu ve bebeğin de bu merceğin odak noktasında pozisyonlandığı düşünebiliriz. Annenin yaşadığı duygular bebeğe mercek etkisiyle; yani misliyle aktarılmaktadır. Bunu, anne karnındaki fiziksel gelişim ve doğumdan sonraki fiziksel gelişimle kıyaslayarak da düşünebiliriz. Bu oransallık on/elli kat seviyelerinde olabilir.
Kısacası bebek için anne karnı; zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak yoğunlaştırılmış süper gelişim merkezidir. 
 
Anne Karnında Bebekle Etkileşim
 
Hamileliğin dördüncü haftasından itibaren bebeğin anne ile duygusal iletişimi yanı sıra aynı zamanda dış dünya ile de etkileşimleri olmaktadır. Bu etkileşimler, ses dalgalarıyla annenin yaşadıklarının ve buna bağlı duygusal etkilerin elektriksel olarak bebeğe aktarılması şeklinde olmaktadır.
 
Hamilelikle birlikte anne, bebeğin ve hamileliğin etkisiyle farklı duyguların yaşandığı bir döneme girmiş olur. Annenin, hamileliğin ilk anından sonuna kadar olan süreçte yaşadığı en güçlü duygu, sahiplenme duygusudur. Sahiplenmenin temelinde, bebeğin zarar görmemesi esası yer almaktadır. Bunun bebekteki karşılığı, güven duygusudur. Ve bu dönemde bebeğin yaşadığı her şey, anneden gelen güven duygusu temelinde gerçekleşecektir. Normal hayatla bu durumu değerlendirdiğimizde, her şeyden önce güvenli ortam arayışımızın en önemli nedeni belki de budur.
 
Anne karnında bebeğin bilinç ve sinir sistemi gelişimiyle birlikte, anne ile arasında duygusal etkileşimleri de başlamış olur.  Bunlar ilk önce tanışma ve tanımlama, sonrasında keşfetme ve öğrenme aşamalarıdır.  
 
Bebekte tanımlama, keşfetme veya algılama başladığında bu, annenin duygu durumunda değişiklikler yaşamasıyla dışarıdan da fark edilmeye başlar. Yani annenin duygu durumu, bebeği kapsadığı gibi bebeğin duygu durumu da anneyi kapsamaktadır. Bu dönemde anne, karnındaki bebeği fiziksel olarak geliştirmekle kalmaz; aynı zamanda zihinsel ve duygusal olarak da geliştirir. Bu gelişim sırasında anne, bebeğin duygu durumlarını yaşamakta ve dışarıya yansıtmaktadır.
 
Dünya İle İlk Karşılaşma Anne Karnında Olur
 
Öncelikle, en sık rastlanan duygu durumlarından biri, annedeki pasiflik hissidir. Bu durumu, anne karnındaki bebeğin, yeni oluşan bilinç sistemiyle dış dünyayı ilk gördüğü dönem olarak düşünebiliriz. Yani bebek bir pencereden hiç bilmediği, tanımlanmamış bir dünyayı görmektedir. Bu durumda en normal insan tepkisini vermektedir. Yani hem çekingen hem de pasif davranış sergiler. Bu dönemde anneyi dışarıdan gören göz, annenin pasifleştiğini, çekingen olduğunu görmektedir. Hatta anne de bu durumdan şikâyet etmektedir. Bu yüzden anne ve baba adayları, böylesi bir duygu durumu yaşandığında bebeklerine sıcak bir merhaba diyerek onun ilk keşif adımlarını kutlamaya, onu tebrik etmeye başlayabilirler. Bu duygu durumu aslında bebeğinizin karnınızı ilk tekmelemesidir. O, sizi ve dış dünyayı hissediyor, sizin gözünüzden görüyor ve siz de onun bu ilk karşılaşmadaki duygu halini tüm benliğinizde hissediyorsunuz. Kısacası bebeğiniz bu dönemde biraz çekingen.
 
Dış dünya ile ilk karşılaşmadan sonra bebek, yaşadığı güvenli ortamın etkisiyle kendini güçlü hisseder ve dış olayları keşfetmeye başlar. Anne, çekingenlik ve pasiflik hissinden de bu sayede yavaş yavaş kurtulmaya başlar. Dış olayların bebek tarafından keşfi, annenin en karışık ruh haline girişiyle anlaşılacaktır. Bebek, öncelikle anne penceresinden gördüğü olaylara tepki geliştirmeyi öğrenmektedir. Örnek olarak anne için sıradan, basit bir olay, bebek için kaldırılması güç bir olay olarak algılandığında anne, çaresizlik içinde kalmış gibi ağlamaya başlayabilir. Aslında ağlayan anne değil, bu sıradan olay karşısında çaresiz kalan bebektir. Veya hiç komik olmayan bir şey anneyi kahkaha krizine sokmaktadır. Ya da anlamsız öfke patlamaları görülmektedir. Çünkü bebeğiniz bu olaylarla ilk defa karşılaşmaktadır ve doğru tepkileri, anne tepkileri sayesinde öğrenmektedir. Yani sizin tepkilerinizi kopyalamaktadır.
 
Bu bebek keşif dönemi, annede Ambivalans (karmaşık duygu durumları) Dönemi olarak isimlendirilmektedir. Çoğu anne baba adayı bu dönemi gereksiz duyulan endişelerle ve huzursuzlukla geçirmektedir. Sonuç olarak, bebeğin dış dünyayı tanıması ilerledikçe annenin duygu karmaşıklığı da azalacaktır. 
 
 
Dünya’yı Tanıtan İlk Kişi Annedir
 
Her karmaşık duygu durumu oluştuğunda, küçük maceraperest için sevgi sözcükleriyle mırıldanmanızda ve elinizi ona yaklaştırmanızda fayda vardır. Çünkü dış dünyadan gelen bu bilgiler anne penceresindendir ve aslında dünyayı ilk tanıtan rehber annedir. Bu yüzdendir ki içeriden gelen ve sizde daha önce olmayan bu duygusal dalgalanmaları yaşadığınızda, onun aslında bebeğinizin tepkileri olduğunu fark edin. 
 
Bu dönem, bebeğinizle en çok konuşmanız gereken dönemdir. Her duygu dalgalanmasında ona, kendinizden emin bir şekilde yaşanan durumu tanıtın ve anlatın. Mutlaka pozitif olun ve pozitif duyguları bebeğinize aktarın. Ona, mümkün oldukça yaşadığınız her duygu dalgalanmasında seslenin. Çünkü ses, sıvı içindeki en hızlı duygu taşıyıcısıdır. Annenin ses kaynağı ile aynı vücutta olması, bebek için en büyük avantajdır. Annenin duygu dolu sesi, bebeği çepeçevre saran sıvı sayesinde mercek etkisiyle iletilecektir ve onu saracaktır. Bu yüzdendir ki normal ses yerine kalp atışı gibi belirli bir ritmi olan ses akışları, müzikler, şarkılar bebeği heyecanlandırmaktadır. Fazla enstrüman içeren bir müzik duyduğunda algısı gelişecek ve normal hayatta geniş muhakeme becerilerine sahip olmuş olacaktır. 
Tüm bu süreç, bebeğin bilinçaltı şekillenme sürecidir. Bu süreçte anne, bebeğine ne kadar pozitif duygu ve güven aşılarsa bebek, doğduktan sonra ve hayatının belki de tamamında o kadar güçlü bir birey olabilecektir. Bebeğiniz doğduktan sonra onun gelişimi için planladığınız her şeyi şimdi yapın. Çünkü ilk temeller bu dönemde atılmaktadır ve bundan sonra gelecekler, o temellerin üzerine eklenecektir.
 
 
Yaşam Koçu Sevil Tunç